Pazartesi 18 Kasım 2019

İNTERNET CAFE SİSTEMLERİMİZ İLE İLGİLİ SORULARINIZ İÇİN BİZİ ARAYIN...
0212 621 8898

Giriş Kayıt

Kullanici Girisi

Kullanici Adi *
Sifre *
Beni Hatirla

Yeni Kullanici

(*) Isaretli alanlarin Doldurulmasi Zorunludur.
Adiniz *
Kullanici Adi *
Sifre *
Sifre Onay *
E-mail *
E-mail Onay *

İİKO Başkanı Metin Baltaoğlu Yazdı

Değerli Meslaktaşlarım,

31.03.2010 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İnternet Kafeciler Esnaf Odası seçimlerinde şahsımı ve arkadaşlarımı sizlere hizmet etmeye layık görerek seçtiniz. İnternet kafeci dostlarıma, bizlere güvenerek bu göreve layık görmeleri sebebiyle şahsım ve arkadaşlarım 

Değerli Meslaktaşlarım,

31.03.2010 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İnternet Kafeciler Esnaf Odası seçimlerinde şahsımı ve arkadaşlarımı sizlere hizmet etmeye layık görerek seçtiniz. İnternet kafeci dostlarıma, bizlere güvenerek bu göreve layık görmeleri sebebiyle şahsım ve arkadaşlarım adına teşekkürlerimi sunarım. Bursa, Zonguldak ve İzmir’den kalkıp gelerek seçimlerde desteğini açıkça göstermekten çekinmeyen, Halil ÖZ, Ecevit ŞENTÜRK, Erdem GİRGİN ve Yakup KAYA arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum. 06.04.2010 tarihi itibari ile devraldığımız İİKO içinde var olan sıkıntılı konular, aradan geçen 5 aylık süreçte pek çok üyemiz tarafından öğrenilmiştir. İşte bu sıkıntılı sorunların yoğunluğu, sizlere küçükte olsa bir teşekkür mesajı yazmama dahi mani oldu. Bir de buna seçimleri kaybeden eski oda başkanı ve ekibinin şahsım hakkında gerçekleştirdiği hiçbir mesnedi olmayan karalama ve iftira içerikli şikayet ve suç duyuruları eklenince, sizlere seslenmek adına iki satır yazı yazacak vakti dahi bulamadım. Anlayışla karşılayacağınızı ümit ediyorum. İnşallah bundan sonra sürekli temas halinde olacağız ve tüm gelişmelerden sizleri haberdar edeceğiz.

Öncelikle bilinmesini isterim ki;

İİKO yeni yönetim kurulu olarak tüm bir internet kafeci camiasını üyemiz olsun veya olmasın bir aile olarak görüyoruz. İİKO’na üye olmayan internet kafelerin de bu mesleğin birer neferi olduklarının bilincinde olacağız. Ancak bilinmesini isteriz ki; internetcafeler adına etkin işler yapabilmek örgütlü bir yapı olmamıza bağlıdır. Üye olmayan dostlarımızı daha etkin ve daha güçlü temsil edebilmek için örgütümüze dahil etmeye çalışacağız. Hatta memleketin dört bir yanında faaliyet gösteren meslektaşlarımıza kadar ulaşarak, her birini İİKO’nun ortaya koyacağı uygulamaların takipçisi ve temsilcisi olması gayretinde olacağız. Fikir ayrılıklarımız dahi olsa da kimseyi hor görmeyeceğiz, dışlamayacağız, ayrımcılık yapmayacağız. Asla bir kafeciyi diğerinden ayırt etmeyeceğiz. Bir önceki yönetime oy veren arkadaşlarımıza düşmanlık güdeceğimizin söylendiğini duyuyoruz. Biz seçimi unuttuk, seçim, seçim gününde kaldı. Herkes özgür iradesiyle seçimini yaptı. Bizler bize oy vermeyenlerinde temsilcisiyiz. Demokratik terbiye ve demokratik bilinç bunu gerektirir. Bize oy veren, vermeyen, üyemiz olan olmayan her internet kafecinin haklarına sahip çıkmak bizim namus borcumuzdur. Biliniz ki İİKO yönetimi her fikre, her görüşe, toplumun her kesimine karşı saygılıdır. Görev süremiz bitene kadar bu çizgiyi koruyacağız. Bizlerin işi ekmekle oynamak değil, daha fazla ekmek sağlayacak yollar açarak meslektaşlarımızı refaha çıkartmaktır. Kimin kime oy verdiğinin hiçbir önemi yoktur. Bizim için önemli olan şey ortaya koyacağımız icraatlarla gönüllere girmektir. Hep beraber birlik içinde bir güç olmanın anlamını her meslektaşımızın anlamasını sağlamaktır. İnternet kafecinin derdine derman olmak, çektiği ızdıraplara son vermektir. Başarıya ulaşmaktır.

Affedemeyeceğimiz şeylerde vardır elbette!

Kul hakkı yiyenleri, zulmedenleri, yanlış işlerin peşinde koşanları affetmeyeceğiz. Bu gibi kişiler her kim olursa ve her ne şart altında olursa olsun bizim nazarımızda mücadele edilmesi gerekenlerdir. Temiz bir meslek odası ve temiz bir toplum adına yapılacak her şey yapılacaktır. İşte bu ilkemiz ve mücadelemiz kapsamında ilgili merciiler nezdinde bazı suç duyurularımız olmuştur. Suç duyuruları, bu güne kadar bizlerin hakkını savunacakları yerde haklarımızı gasp ettiğini tespit ettiğimiz eski İİKO yöneticileri aleyhinde yeni oda yönetimince yapılmıştır. Dolandırıcılık, Zimmet, Gerçeğe aykırı resmi evrak düzenlemek, Görevi kötüye kullanma, Görevi ihmal gibi iddialarımız, suç duyurularımız kapsamındadır. Konular Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma aşamasındadır. Gerçeklerin ortaya çıkması ve meslektaşlarımızın hakkının savunulması adına gerçekleştirdiğimiz suç duyurularımızın sonuçlarını, soruşturmalar tamamlandığın da ayrıntılarıyla birlikte sizlerle paylaşacağız. Her ne kadar bu hususları ulu orta paylaşmayı doğru bir hareket olarak görmesek de; gerçeklerin bilinmesi, şeffaf bir yönetim anlayışının ortaya konulması ve bir daha da asla internet kafecinin hakkına tecavüz etmeye cesaret gösterilmemesi için gerekli olanı yaptık. Bundan böyle herkes ve her kurum şunu bilmelidir ki bundan böyle internet kafeci sahipsiz değildir.

Bunların haricinde Mercan İnternet Evi-Metin BALTAOĞLU olarak 12.02.2010 tarihinde AİKO yöneticileri, İİKO eski yöneticileri ile Microsoft Türkiye hakkında 3+ projesi-kampanyasıyla alakalı olarak savcılıklara 70 sayfa 165 ekten oluşan bir suç duyurusunda bulundum. Muhtemelen bu sebeple şu an hakkımda pek çok iftira ve karalama kampanyaları sürdürülmektedir. Gerçeklerin üstünü örtebileceklerini düşünenlere karşı, internet kafecilerin çoluk çocuğunun rızkına el uzatanlara karşı mücadelem ve cevabım yasal platformlarda sonuna kadar devam edecektir. Bu konularda yasal süreçlerdeki gelişmeler, yasal sakıncalar ortadan kalktığında (devam eden soruşturmalarla ilgili soruşturmanın gizliliği zorunluluğu var) bilgi verilecektir. Bu sebeple bu konuda şimdilik daha fazla bir açıklamada bulunmayacağım.

Dostlarım,

Unutmayınız ki mesleğin bitme noktasına getirildiği ve her kesimin acımasızca üzerimize geldiği bu günlerde aramızdaki çekişmeleri bir an önce sonlandırmalıyız. Birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi öğrenmeliyiz. Bu bilinci oluşturamazsak, her birimiz bir köşede tek tek av olmaya mahkum olacağız. Bize göre 3000 TL ila 15.000 TL arasında değişen idari para cezalarının yanı sıra, telif haklarına muhalefet sebebiyle almış olduğumuz cezalar, cezanın çok ötesinde “YOK OLUN” “YAŞAMAYIN” dercesine verilen ölçüsüz cezalardır. 30 PC li bir işletmenin günlük kazancının 40- 50 TL’na düştüğü gerçeği karşısında bizlere verilen bu nispetteki para cezalarının başka bir açıklaması olamayacağı gibi hiç bir vicdan da bu cezaları haklı göremez. Adil bir devlet ve adil bir düzen istiyoruz. Bizler gelir düzeyi çok yüksek milyonluk şirketlerden bile daha fazla para cezalarına muhatap kılınıyoruz. Ne demek istediğimi bugünlerde çıkan bir gazete haberiyle netleştireyim. Haberde aynen şöyle diyor. “İsviçre'de trafik cezaları, sürücünün gelir düzeyine göre belirleniyor.” Evet İsviçre’de Audi A8 marka arabaya binenle Lada’ya binen kişi aynı trafik cezasını ödemiyormuş. Ama bizde internet kafecinin ödediği cezayı milyonluk şirketler ödemiyor. Bu ülkede bunun bir sorun olduğunu kaç kişi biliyor! Hangi meslek örgütü bu gibi konularda kamuoyu oluşturuyor!

Yaşadığımız sorunların ve kazanç düşüklüğünün müsebbibi bizler değiliz. Bazı bürokratların koltuk korumak kaygısı veyahut ticari firmaların kar etme amacıyla ortaya koydukları bilinçli veya bilinçsizce uygulamalardan yıllardır zararlar görmekteyiz. Bir sorun baş gösterdiğin de kah olur olmadık uygulamaları yürürlüğe sokarak, kah niteliksiz denetimlerle, yani “mış” gibi yaparak koltuklarını korumak uğruna esnafı ezenlerin bizzat hazırladıkları zulüm ortamında yıllardır mücadele veriyoruz. Evimize ekmek götürmeye zorlandığımız halde vergilerimizi zamanın da ödüyor, en azından ödemeye çalışıyoruz. Yetmiyor cezaları ödüyoruz. Artık bize karşı yapılan haksızlıklara gür bir sedayla karşı çıkacağız. Bize bu zulmü yapanlara artık karşılarında yasal platformlarda çatır çatır mücadele eden bir yapıyla karşılaşacaklar.
Kendileri üretip kendileri sattıkları yazılımların lisanslı kullanılıp kullanılmadığını denetlemekten aciz olan firmaların denetim işini müşterilerine yaptırmak istemelerine de hoş görülü olmayacağız. Gerçekleştirdikleri üç beş lisans denetimini gerek medya aracılığıyla gerek iş ortaklarına duyurarak, açıkça içimize korku salarak sözde bilinçlendirme çalışması yapanlar; ulaşabildikleri esnafa binlerce TL para cezası keserken ulaşamadıklarına dokunmuyorlar. Bir esnafın kendisi denetlenirken komşusu denetlenmediğinde ise;

1 – Denetlenmeyen iş yeri karşısında denetlenerek büyük cezalara çarptırılan iş yeri aleyhine haksız rekabet ortamına sebep olunuyor.
2- Denetlenen veya lisans alan iş yerinin, denetlenmeyene veya lisans almayana karşı kin, düşmanlık gibi husumet duyguları beslemesine sebep olunuyor.
3- Yetersizlikleri veya ticari kaygılar nedeniyle; herhangi bir sebeple lisans alamamış olan yerlerin lisans alan esnaf tarafından ihbar-şikayet edilmesini teşvik ediyorlar. Bu sayede, kendi öz kaynaklarıyla gerçekleştirmek zorunda oldukları denetim işlerini müşterinin üzerine yıkarak, sanki müşterinin vazifesiymiş gibi algılamasını sağlıyorlar. Müşteriyi bu yönde açıkça teşvik ediyor, hatta ihbar hatları kuruyorlar.

Toplumda kin ve düşmanlığa sebep olan ve iş ahlakını ve huzurunu ortadan kaldıran bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Vahşi kapitalizm bu olsa gerek dedirten bu olumsuzlukları yaşamak zorunda değiliz. Bizim ticari kültürümüz bu değil. Bu ülkenin esnaf kültürü ahilik geleneğine dayanır. Bu gelenekte de “esnafın birbirini şikayet etmesi”, “birbirine kin gütmesi”, “dostluk ve arkadaşlık duygularının yok edilmesi” gibi eylem ve duygular asla kabul edilemez ve hoş karşılanmaz. Bizler bu gibi konuları dile getirdiğimizde ise toplumu lisanssız yazılım (KORSAN) kullanmaya teşvikle suçlanıyoruz. Bu sayede bizleri kötü, hatta hırsızlığı teşvik eden kişilermişiz gibi göstermeye çalışıyorlar. Adeta, “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” ata sözümüzün ne kadar anlamlı olduğunu bir kere daha ortaya koyuyorlar. Bilinmelidir ki bizler bu kadar ucuz oyunlarla birbirimize düşürülebilecek bir toplum değiliz. Köklü bir tarihin ve devlet geleneğinin mirasçılarıyız. Hiç kimseyi yasal sınırların dışına çıkmayı teşvik etmiyoruz. Söylediğiz şudur; Bundan böyle hiçbir ticari kurum bir takım ayak oyunlarıyla ne esnafımızı ne de milletimizi ticari çıkarları uğruna kullanamayacak. Biz bu oyunlara müsaade etmiyoruz, etmeyeceğiz, etmemek içinde elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Biz bu durumu sadece internet kafecinin sorunu olarak görmüyoruz. Bizce bu sorun milli bir sorundur ve sorunun halli adına yoğun bir kamuoyu oluşturmak gerekir.

Değerli Dostlarım.

Geçmiş yıllarda kazandığımız tecrübelerimizi İİKO çatısı altında en iyi şekilde değerlendireceğiz. İİKO yönetimine seçtiğiniz arkadaşlarınızın her biri mesleği uzun yıllardır icra etmektedir. İnternet kafeleri ilgilendiren her bir sorunu fazlasıyla yaşamış ve pek çoğunu bire bir halen yaşayan arkadaşlarımdır. Ruhsatlandırma, Filtre, Pornografi, 12 yaş, Mesul Müdür, Şiddet İçerikli Oyun, Terör Siteleri, Sabit IP, İç IP Log Kaydı, Mp3, Keyfi Denetimler, Lisans v.b problemler sebebiyle zarar görerek haksızlıklara maruz kalmış olan arkadaşlarımdan oluşan İİKO yönetimi; bundan sonra gerek kamu kurumları gerekse özel sektör karşısında haklarınızı aramak için var olacak. Çözüm yollarını zaten bildiğimiz sorunların “düğümlenme” noktaları ile ilgili “çözüm önerilerimizi” devletin en üst makamlarına sunacağız. Problemler çözülene kadar da işin peşini bırakmayacağız. Gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamak için de siz değerli üyelerimizin gücünü, yani örgütlü gücümüzü kullanacağız.
Takdir edersiniz ki bu güç ancak gerçek anlamda birlik olduğumuz takdirde sağlanabilir. Bu gücü sağlamanın odak noktası ise elbette ki sağlıklı örgütlenebilmektir. Örgütlenmek birlik olmaktan, birlik olabilmek ise kendi içimizde ki sorunları çözmekten geçer. Sorun çözmek içinde birbirimizle müzakerelerde bulunmamız gerekiyor. Bu amaçla İnternet Kafeciler için bölgesel toplantılar düzenleyeceğiz. Toplantılardan elde edilen veriler değerlendirilerek her ilçenin öncelikli sorunları tespit edilecek. Her sorun için ayrı çalışmalar yapılarak çözüm yollarını ortaya koyan raporlarımız hazırlandıktan sonra, mülki idareler, İstanbul Valiliği ve Ankara ile sıkıntıların çözülmesi yolunda görüşmeler başlatılacak. Toplantılarımız da o bölgenin geneli tarafından kabul görecek olan bölgesel temsilcilerimizi tespit edeceğiz. Mahalle bazına kadar inerek her mahallede bir İİKO üyesi bulunmasını temin edeceğiz. Temsilcileri ve onların altında görev yapan meslektaşlarımızı da her daim birbirleri ile iletişim içinde ve her sıkıntıdan haberdar olacak şekilde yapılandıracağız. Denetimleri zarar görmeden atlatmanın, kurallara uymayarak haksız rekabete mahal veren işletmeleri tespit etmenin ve gerektiğinde sesimizi duyurmak adına bir araya gelebilmenin en önemli şartı örgütlenmektir. Bu konunun özellikle üzerinde durduğumuzu biliniz. Bunu sağladığımız anda yaşanacak olumlu değişiklikleri öncelikle üyelerimiz ve akabinde tüm bir internet kafeci dostlarımız fark edecekler.

Değerli Meslektaşlarım,

Örgütlenme ve güç olma adına ilk icraatımızı da sizlere bu ilk seslenişimde duyurmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. “Net-Evi-Bülten” Bu programı tüm meslektaşlarımızın etkin olarak kullanmasını arzu ediyorum. Bu program sadece İstanbullu kafecilerin değil Türkiye’de ki tüm internet kafecilerin kullanması gereken, kafecinin menfaatlerini koruyup kollamak için bizzat tarafımdan hazırlatılmış ücretsiz bir programdır. Kısa sürede 5.000 internet kafe işletmecisi tarafından kullanılması büyük önem arz ediyor. Kontrolsüz güç, güç değildir! İİKO çatısı altında hizmet verecek olan “Net-Evi-Bülten” ile internet kafecilik tarihinde ilk defa, “kontrol edilen güc”ün nelere kadir olduğuna hep beraber tanık olacaksınız. Odanızı, üyemiz olun veya olmayın ziyaret ediniz. Çalışmaları ilk ağızdan dinleyip, yerinde görüp değerli fikirlerinizle çalışmalarda bizimle birlikte olunuz.

Yeni İİKO yönetimi tüm olumsuzluklarla ve haksızlıklarla mücadele edecek, kuruluş amacına uygun işlerin içinde olacaktır. Tüm meslektaşlarımız adına hayırlı uğurlu olmasını dilerim.


Metin BALTAOĞLU
İİKO Başkanı

Okunma 1094 defa

Yorum Ekle